7 Ağustos 2016 Pazar

Haruki Murakami - Yaban Koyununun İzinde

Merhaba,

Eğlenerek okudum, zaman zaman meraktan elimden bırakamadım filan ama bana göre değil kitap.



Uzun yıllar hatırlayıp zaman zaman aklınza gelebilecek bir kitap ama yine de bana göre değil.
İçsel yolculuklar, benzetmeler, yaşam sorguları harika ama bana göre değil.



Değişik yerler, haritaya bakmak istegi, değişik kültür ve davranış biçimlerini okumak da güzel ama bana göre değil.

Ölümle ve konuşan ölümle ilgili, esraengiz yazıları okumak da bana keyif veriyor ama yine de kitap bana göre degil. 


Hayal alemi zengin diye tanımlanıyor tüm kaynaklarda. Evet ama bana göre değil. 
Bir kitabını daha okuyup bir kredi daha vermek istiyorum, sizce hangisi olsun?
Galiba "imkansızn şarkısı" kitabı diyeceksiniz 😍
Bakalım bakalım

Aysenin kitap klubu, blog nda cok daha kapsamlı yazılar yazmış. Ellerine sağlık. 

Kalın saglıcakla
Pozitif anne

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Burası Dalyan değil Istanbul

Günaydın,

Burası Dalyan değil Istanbul. Ufff cok acıtıcı geldi. Soyleyenin kötü bir niyeti yok canım. O hayatını çok iyi yaşadığını sanan bir şehirli de olabilir. Burada gerçekten mutlu olan, böcek, ot bok, kırsal, doğa sevmeyen biri de olabilir. Onların yerine keşke ben orada köyde, taşrada yaşasam diyen biri de olabilir. 



Acaba ileride Dunya nın bir yerinde kızma bu cümleyi söyleyenlere karşı nasıl tepki verecek.  Üzülecek mi? Sevinecek mi? yoksa anası gibi, ben istediğimi bilirim, ona göre yaşarım mı diyecek meraka düştüm açıkçası.



Bu cümle, bir yabancıdan gelse küçümserdim, kavga çıkarabilirdim, ammaann diyebilirdim ama aileden gelince olasılıklara  bakmakta faide gördüm. 

Yani demem o ki, düşünecek bir konu daha çıktı. Tabi tabi, biliyorum ve oluruna birakiyorum. 
Kizimin da bana benzemesini, hayattan zevk almasini cani gonulden diliyorum.

Yaklaşık iki haftadır şehirdeyiz. Gezmek ve arkadaşları görmek güzel. Bir de şehir Bayram dolayısıyla bomboştu, trafik yoktu. Yogunluk olmayınca da aslında şehir çok büyük değil, heryer 15-20 dakika bilemedim 40 dakika.  Heryer bina, tum eglendigimiz yerler beton. Kentsel donusum sehiri daha da betonlastirmis. Bogaz ve muzeler hala guzel. Daha cok, daha cok gokdelen var. Hava pis, sehir kokusu bir acaip ve eglenceli degil. Yiyecekler lezzetsiz. Biz koyumuzu ozledik. 

Insan nerede yasarsa orasi guzel! 
Burada yasasaydik emnm onun da iyi yanlarini gorup, burasi guzel diyecektik.

Saglik olsun da gerisi fasa fisi.
Yilmaz babaya sifa olsun.


Ada dan inciler;
Bu arada kızm, balkonda böcek gördü dün, aaa anne burada da m böcek var dedi. 

Kalin saglicakla
Koylu anne


15 Haziran 2016 Çarşamba

Doğala Dönüş

Günaydın,

Bu sabah bir haber okudum; Tüm Dünya da insanlar doğala dönüş yapıyorlarmış.



Okuduktan sonra düşündüm, aslında Dünya bana ve benim tercihlerime dönüş yapıyor.




Çocukluğum Suadiye nin harika bağ bahçelerinde, Çatalçeşme deki denizinde geçti, ilkokul bittiğinde Bostancı ya taşındık, orada da heryer yeşildi, biz büyürken büyüyen, tek tek ve yavaş yavaş kaybolan oynadığımız arsalara yapılan binaların, o zamandan yavaş yavaş gelişen inşaat sektörünün inşaatlarında oynardık.  Velhasıl neredeyse 50 yıldır inşaatların içindeyim.



Oldum olası ağaçlardan inmez, bitkilerin adını, şeklini merak eder, herkese sorardım. Bu nedir, bu, ya bu. Çitlenbik ağacınn meyvelerini dört gözle bekler, ateş dikeni, böğürtlen yer öğlen yemeğine eve gitmezdim. 



Yediklerimiz hep daha doğal şeylerdi, ve fakat Rama diye bir margarini, bir eklmekle hapur hupur götürdüğümüzüde hatırlarım. Sokaktan gelirdik ve evde birkaç çocuk, bir ekmek ve bir kutu Ramayı bitirirdik. Şanssızlık ama o zamanlarda ki hazır gıdaların bile bugünkülerden masum olduğuna inanıyorum.  Bakkal Haçik amcadan aldığımız ülker in fındıklı bisküvileri de unutmamak lazım tabi.
Allah Rahmet Eylesin.



Bazan soruyorlar, neden krem yapıyorsun, nasıl başladın, nereden aklına geldi diye?
Aklıma gelmedi, sanırım benim Dünya da olmamda ki amaçlardan biri bu. 
Hani derler ya ilham geliyor diye, bana da doğa da, en rahat olduğum yerde sanki fısıldıyor bitkiler, beni krem yap, beni tonik yap, hey baksana bana, dokunsana bana bak ne güzel kokuyorum.  Veya tüm ilgili insanlarla bir şekilde bir vesile ile tanışıveriyorum.



Isırgan tarlası bulduğumda gelincik toplarken sanki elmas topluyorum. 
Sanki gençleşiyorum sanki ruhum okşanıyor.
Kelimelere dökmek zor tabi. Yükseliyorum sanki.





Hah. İşte bahçede kurtbağrı açtığında, hemen araştırmalar başlıyor, kitaplar, internet, bilgi deposu ustalar ve hoop ortaya cilt kuruluğuna çok iyi gelen krem çıkıveriyor. Dalyan da olmanın avantajı da büyük tabi, etrafım arıcı dolu, en güzel ve taze balmumuna erişebiliyorum, zeytinyağı gözümün önünde soğuk sıkım, çuvallardan akıyor, sanki içime akıyor. Kızım gözümün önünde büyüyor, eşim dizimin dibin de, deniz 12 km, kanal 10 adım ileride. Dostalar aktiviteler çevremde.İnsan emekliliğinde daha ne ister a canlarım. Ve tabi tüm bu iyi enerjiler tüm CrocuS ürünlerime sirayet ediyor. En azından ben öyle olduğuna inanıyorum. Şükürler olsun, size de şifa olsun. 




Kalın sağlıcakla
İçi dolup taşan anne